Erdoğan’ın Seçi̇m Zaferi̇ Çi̇n’i̇n Şi̇ncan (doğu Türki̇stan)”ı Olumsuz Etki̇leyebi̇li̇r

Erdoğan'ın Seçi̇m Zaferi̇ Çi̇n’i̇n Şi̇ncan (doğu Türki̇stan)”ı Olumsuz Etki̇leyebi̇li̇r

Erdoğan’ın Seçi̇m Zaferi̇ Çi̇n’i̇n Şi̇ncan (doğu Türki̇stan)”ı Olumsuz Etki̇leyebi̇li̇r

Yeni sona eren Türkiye’nin büyük seçimlerinde, halen görevde olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve onun önderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye Devlet Başkanlığı ve Milletvekilleri seçiminde çok büyük galibiyet elde etti: Daha ilk turda % 50’yi aşkın oy almakla kalmadı, AK Parti mecliste de çoğunluğu elde etti. Oy sayım işleri sona ererken Erdoğan yaptığı açıklamasında çok düşündürücü bir cümle kullandı: “Bugün Türkiye tüm dünyaya Demokrasi dersi vermiştir” dedi, ardından güven dolu ses ile: “Türkiye’nin tüm gerginlik, küslükleri unutarak bir ve beraber olup, el ele vererek geleceğe Yürüyeceğini” ifade etti.

Bu seçimin zaferi Türkiye’nin dış politikasını büyük ölçüde etkileyecektir. Türkiye’nin Suriye müdahalesi AK Parti’nin önemli diplomatik mirasıdır. Türkiye’nin yeni hükümeti büyük ihtimalle Suriye’nin kuzey bölgesindeki müdahale politikasını sürdürecektir. Bir yandan kuzey Suriye’deki İdlib’de Türk garnizonu varlığını devam ettirirken, bir yandan kuzey Suriye bölgesinde “Özgür Suriye ordusu” ve diğer isyancılara destek vererek Türkiye’nin kuzeydeki etkisini güçlendirecektir.

Aynı zamanda Türkiye ile Batı arasındaki ilişkiler sertleşmeye devam edebilir. Geçtiğimiz birkaç yılda, özellikle 2016’daki askeri darbeden sonra, Türkiye’nin Batı ile ilişkileri kırılmaya devam etti. Türkiye bir yandan da bazı Avrupa ülkeleri ve Amerika’nın askeri darbe ile ilişkisi olduğunu düşünüyor. Bu güne kadar Amerika Türkiye’nin deyimiyle “askeri darbe lideri” Fethullah Gülen’i barındırmaktadır ve Yunanistan gibi bazı Avrupa ülkeleri de hâlâ darbeci askerleri destekliyor.

Öbür yandan Türkiye’nin Batı dünyası ile “terörizm” tanımı konusunda bir anlaşmazlığı var. Türkiye’ye göre Suriye savaş alanında “İslam Devleti” ve “El-Kaide” gibi örgütlerin yanı sıra PKK ve Demokratik İttifak Partisi (PYD) de terör örgütleridir. Ancak bu görüşler Batı dünyası tarafından kabul edilmemektedir.

Üstelik geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin iç gündemleri Avrupa’daki Türk ve Kürt vatandaşları hatta diğer Müslüman toplumlar ile vatandaşı olduğu ülkedeki yaşamlarını yoğun bir şekilde etkilemiş ve Türkiye’nin iç işlerinin Avrupa toplumuna “taşması” Avrupa’nın Türkiye ilişkilerinde bir krize yol açmıştır. Bu bağlamda Türkiye eğer jeopolitik açıdan çıkış Arayacaksa Rusya ile daha yakın ilişkiler kurmaya devam edecek, aynı zamanda Çin ve diğer Asya ülkeleri ile dostane ilişkiler geliştirmeye çalışacak.

Erdoğan ve AK Parti’nin seçim zaferinden sonra, Çin “Doğu Türkistan ayrılıkçıları” ile Türkiye’deki yeni hükümet arasındaki ilişkilerden endişe duyması gerekir. Daha önce de Belirtildiği gibi Türkiye’nin yeni hükümeti Kuzey Suriye’deki müdahale politikasını sürdürerek, Kuzey Suriye bölgesi “Özgür Suriye ordusu” ve diğer isyancılara destek vermeye devam edecektir. Aşırı örgütlere katılmak için Suriye’ye giden “Doğu Türkistan ayrılıkçıları”nın çoğu kuzey Suriye Idlib bölgesinde isyancı silâhlı ” Özgür Suriye ordusu” ve “Ön fetih” grubuna katılmıştır. Ancak Idlib bölgesi Rusya-Türkiye-İran ülkelerinin oluşturduğu “Astana Süreci”nde Türkiye’nin denetimindeki “Ateşkeş bölgesi” olarak belirlenmiştir. Bu nedenle Suriye’deki “Doğu Türkistan ayrılıkçıları” aslında Türkiye’nin koruması ve kontrolü altındadır.

AK Parti ve MHP’nin sahip olduğu “Pan-İslamizm” ve “Pan-Türkizm” ideolojilerinden ötürü gelecekte Çin ve Türkiye arasında Şincang sorunu ve Doğu Türkistan sorunu üzerinde kaçınılamaz olarak farklılıklar ve zıddiyetler olacaktır. Çünkü Çin’in Elinde Türkiye’yi dizginleyecek kozlar yetersizdir. Çin-Türkiye ticari ilişkileri zayıf-tamamlayıcı özelliğe sahiptir. Bu nedenle Çin’in ekonomik yollarla Türkiye’ye baskı yapması zordur.Dolayısı ile gelecekte Çin ve Türkiye arasında Şincang konusunda kaçınılmaz olarak yeni zıddiyetler doğacaktır.

Erdoğan, yeni bir başkanlık sistemi ile önümüzdeki on yıldan fazla sürede Türkiye’yi yönetmeye devam edecektir. Fakat “Yeni Osmanlıcılık” düşüncesini taşıyan bir lider olarak “Pan-İslamizm” ideolojisini yükseltmesi, Erdoğan’ı birçok İslam ülkelerindeki Müslümanların gözünde “lider” olmasını sağlayabilir. Koyu bir Pan-İslamizm tutkusu olan Erdoğan gelecekte taçsız bir “Halife” olacağa benziyor. Bununla birlikte aşırı Pan-İslamizm siyasi tutkusuna sahip olan bir Türkiye lideri, Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” girişimi için de iyi haber olmayabilir.

KAYNAK: WangJin

http://blog.dwnews.com/post-1034551.html
埃尔多安大胜或对中国新疆带来不利影响

 

Yorum yaz