Çin Komünist Partisi Sin Cang(Doğu Türkistan)’da Zulüm Yapıyor! İnsan Hakları Uzmanı:”İnsanlığa Karşı Suç” Tanımı Kapsamına Girmektedir.

Çin Komünist Partisi Sin Cang(Doğu Türkistan)’da Zulüm Yapıyor! İnsan Hakları Uzmanı:”İnsanlığa Karşı Suç” Tanımı Kapsamına Girmektedir.

Çin Komünist Partisi Sin Cang(Doğu Türkistan)’da Zulüm Yapıyor! İnsan Hakları Uzmanı:”İnsanlığa Karşı Suç” Tanımı Kapsamına Girmektedir.

İnsan hakları Uzmanı Michael Caster, Çin Komünist Partisi(ÇKP)nin Doğu Türkistan’daki uygulamalarının “İnsanlığa karşı suç” tanımı kapsamına çoktan girdiğini ifade etti. Fotoğrafta Sin Cang(Doğu Türkistan)’daki gezici polisler görülüyor.
ÇKP, Sin Cang’da ağır baskıcı politika yürütmektedir, son zamanlarda bölgeden “Yeniden eğitim kapları” kurulduğu, Vatandaşın DNA örneklerinin toplandığı, satır ve bıçaklara kimlik numaralarının kazındığı gibi aşırı uygulamaların haberleri gelmektedir. “Halk Cumhuriyeti kayıp- ÇKP nin zorla yok ettiği sistemden gelen öykü” adlı kitabın editörü, insan hakları uzmanı Michael Caster , bu durum için “ÇKP nin yaptıkları “İnsanlığa karşı suç” tanımı kapsamına girmektedir” dedi.
Castel’ın analiz yazısı “CNN” dergisin de yayınlanmış olup, o kendisinin temmuz 2009 tarihinde ilk defa Sin Can’ı ziyaret ettiğini ve Urumçi gösterilerinden bir iki gün önce Pekin’e döndüğünü ifade etti. Sonuç olarak o zamanki gösteride, ÇKP polisi geniş çaplı bastırma yöntemlerini kullandı, gözaltına alınan ve kaybolan insan sayısı kaç bini buldu. Haberlerin sızmasını önlemek için Sin can’daki internet ağları10 ay kesildi.
Castel: “Ondan sonra ÇKP’ Uygurlara karşı zulüm etmeye başladı. 2016 yılından beri bu bölgedeki ÇKP idare kademesi değiştirildi, zulüm şekli şiddetlenerek devam etti” dedi. Castel’e göre, bazı aşırı şiddetli direnişler eleştirilebilir, ancak ÇKP hatta Uygurların barışçıl ifade hakkını da bastırdı, en çarpıcı olanı şudur ki, 2014 yılında Uygur Aydınlarından İlham Tohti müebbet hapse çarptırıldı.
Castel’in ifadesine göre, Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlali gittikçe ağırlaşmasına rağmen, dünyada pek az kişi bunun farkında, hatta çok az kişi konuyu dile getiriyor. Sin can’daki ÇKP yetkilileri ise , kendilerinin her millet halkının yasal haklarını koruduklarını, her hangi bir milleti aşağılama ve zulme karşı olduklarını ısrarla ifade ederler.
Castel, ÇKP’nin Doğu Türkistan’daki egemenliğinin “İnsanlığa karşı suç” düzeyine ulaştığını söyledi. Onun açıklamasına göre, insanlığa karşı suç tanımı 18 yüz yılda ortaya çıkmış olup, genellikle kölelik düzeni ve müstemleke baskılara yönelik idi, bununla birlikte 2. Dünya savaşından sonra uluslararsı kanunda yer almıştır. 1998 yılında “Uluslararası Ceza mahkemesi Roma tüzüğü” bu konuda en açık tanımlamayı yapmıştır.
Bu tüzük 11 maddelik davranışı tespit etmiş olup, eğer bu davranışlar sistemli uygulandığında insanlığa karşı suç düzeyini oluşturur. Bunların için de İnsanları göçe zorlamak, keyfi tutuklamalar, işkenceler, etnik, kültürel ve dini topluluklara zulüm etmek, esrarengiz kayıp olmalar, etnik ayrımcılık, bir etnik gurubun başka etnik guruplara sistematik olarak zulüm ve baskı uygulaması bulunmaktadır. Savaş suçu ile farkı ise, barış döneminde de insanlığa karşı suçun ortaya çıkmasıdır.

Castel’in verdiği bilgilere göre, Uygurların büyük çoğunluğu İslam dinine inananlar olduğu için, ÇKP’nin sözde terörizme karşı hareketi genellikle Müslümanları ağır şekilde bastırmakta , ayrıca İslam’ın geleneklerini cezai suç olarak tanımlamaktadır. Çok sayıda Uygurca isim yasaklanmış olup, yasakları delip çocuklarına o isimleri koyanlar büyük ihtimalle çocukları için nüfus kaydı yaptıramıyorlar. Böylece Uygurlar Dinin temel ilkelerinden kopartılmaktadır.
Castel diyor ki, Newyork’daki “Çin İnsan hakları koruyucuları” örgütünün en son araştırmasına göre, 2017 yılına Sin Can’daki cezai tutuklama oranı Çin genelinin %21 ni oluşturmaktadır. Halbuki, Sin Can nüfusu (Uygur) Çin nüfusunun %1.5 işini oluşturur. Hapislerde “Dini radikalizm taraftarları” olarak adlandırılanlara ideolojik beyin yıkama uygulanmaktadır.
Castel’in ifadesine göre, Güney Afrika’nın etnik ayrımcılık dönemindeki gibi, Uygurlar günlük hayatlarında her yerde hareket kısıtlanmasına ve arama- kontrole tabi tutulmaktadır.

Caster, ÇKP’nin insanlığa karşı işlediği suçlarla ilgili en çok endişe verici şeyin “toplama kampı sistemi (yeniden eğitim kampı)” olduğuna işaret etti. Resmi kurumların bu kampların varlığını reddetmesine rağmen, ÇKP’nin resmi medyası 460.000 Uygur’un sözde “Sosyal istikrarı artırma ve yoksulluğu gidermek” için bir “mesleki eğitim” aldığını itiraf etti.

Castel,1 milyon Uygur ve diğer Müslümanların “yeniden eğitim kamplarına” yerleştirildiğine dair kanıtlar olduğunu ortaya çıkardı. Bir mağdur kadın içeride iç çamaşırı giyemediğini ve saçlarının kazıldığını söyledi. Bazı insanların duvara çarparak intihar etmeye kalkıştığı, pek çok kişinin havasızlıktan yok olduğu da gelen haberler arasındadır. Ebeveynler götürüldükten sonra çocuklar ÇKP hükümeti tarafından denetlendi, birçok çocuk yetimhaneye gönderildi ve çiftlik hayvanları gibi kapatıldı.

Caster dış dünyayı ÇKP’nin Uygurlara karşı işlediği insanlık suçuna dikkat etmeye, diplomatlar ve medya kuruluşlarını , ÇKP’nin Sincan’daki insanlığa karşı suçlarını incelemeye , uluslararası toplumu bu konuyu ciddi araştırmaya çağırdı .

 

Kaynak: “Zİ YOU SHIBAO” TAY WAN.

Kaynak:  https://www.bannedbook.org/bnews/cbnews/20180727/977626.html
ilk yayın tarihi:27.07.2018. pdf
Not: Çince orijinal metini yukarıdaki linki tıklayarak görebilirsiniz

Yorum yaz